Pozitif Bakabilmek

15/11/2017

Olaylara karşı pozitif bakabilmek için güzel bir kahvaltı ile sağlam bir başlangıç yapabilir insan. Temeli sağlam olursa bünyenin, us da onu takip edecektir, beden de. Yeşilinden yeni ayrılmış kırmızı bir domates, sele zeytini, az tuzlu bir beyaz peynir ve köy yumurtası, hemen yanlarına sobanın üzerindeki demlikten, ince belli bardakta yerini bulan tavşan kanı bir çay ya da mis gibi kokan bir kahve…

Lokmalar bitsin istemediğin bir tebessüm var üzerinde, elindeki o köy ekmeğine sürdüğün her tereyağı parçacığı az sonra bal ile buluşacak ve sen kapıdan çıktığında yüzünde bir gülümseme ile güne başlamış olacaksın.

Sendeki gün sakinken, sana eşlik edecekler seni yolda tökezletebilir ve o pek bir tatlı huzurla aldığın nefes ufaktan solmaya başlayabilir veya solmayabilir. Bu, senin tamamen hayatı nasıl yazdığın, çizdiğin, araladığın ve baktığınla ilintili. Kendine çok acımasız olup dünyaları yıkarım derken yıkılan kendi dünyandan başkası olmayacaktır. Olumsuz takındığın her tavır sana uykusuz geceler, yalnız günler, stresli anlar ve bol sağlık sorunları getirecektir yanında. Çok mu zor? Şöyle bir dakika sırtını yaslayıp düşünmek, beyni dinlendirip, kendisiyle uzlaşmak.

Olmuyorsa bir daha dene, baktın olmuyor, olduramıyorsun, ısrar etme, her problemin farklı çözüm yolları yok mudur zaten? Yolunu değiştir.

Sen başını ellerinin arasında almış, kılı kırk yararken, hemen yan pencereden içeriye güneş giriyor. Görmüyorsun. Hareket et. Az bir başını kaldırıp, sağına dönmen yeter da artar bile.

Yağmurda ıslanmayı dert etmektense sonrasında çıkacak gök kuşağını hayal etmeli, karanlıktan korkmaktan öte, yıldızları izlemeli. Her yeni bir gün, yeni bir fırsat, güzel bir gün demek. Hangi fırtına sonsuza dek sürdü ki? Aklı ve kalbi, karanlıkta oyaladığın sürece pozitif limanlara yelken açmak için, cesaret suskun kalacaktır.

Yarın için endişelendiğin sürece bugünün huzurunu da kaybetmiş oluyorsun. Mücbir sebep denilen bir şey var. Bilir misin? Sen ne kadar çabalasan da, dışarıdan etki eden olaylardır. Oysa, kontrolü ele alabileceğin çok sihirli adımlar var.

Hiç düşündün mü? Birine en son ne zaman içten bir “teşekkür ederim” dedin, Peki ya cesaretin? Hiç sohbet ettin mi kendisiyle, ne kadar sıklıkla birine “ seni seviyorum” diyorsun?,Rüzgar ne zaman fısıldadı ve sen omzuna oturtup onu dinledin? Toprağa bastığın adımların oldu mu hiç? Kokladığın çiçekler evinde baş köşede yerini aldı mı? Dost sohbetinde rakını tokuşturdun mu? Endişe etmemeye 1 gün olsa mola verebildin mi? Deliler gibi spor yapıp ter içinde kaldın mı? En son kaç tane kayan yıldız görebilmek adına gökyüzüne baktın?

Özgür bırak kendini.. Beynin ve enerjin bırak sarmalasın kendinde pozitif olan ne varsa. Kontrol etmeye çalıştığın her neyse, güneşi ardında saklayan birer bulut sadece.

Lora Sucuyan

Diğer Yazılar

Akıllardan Kolayca Çıkmayan Düşünce: Kaybetme Korkusu

Özgür olabilmenin anahtarı; kaybetmeyi de kabul etmekten geçiyor.

Detaylar
Bedeninizi Sevmek

Kendimizi sevmenin en güzeli değil midir bedenimizi sevmekten başlamak? Evet tabii ki sevgi içten geliyor ancak ayna karşısında da gülümseyerek kendine bir “günaydın” demek neden olmasın?

Detaylar
Ne Kadar Yoğunsun?

Birkaç tane topu aynı anda elinizde çevirmeye çalışmaktansa, tek tek, sıra ile keyfine vara vara, odaklanarak çevirin.

Detaylar
Dikkat Ego Çıkabilir!

“Kendin” olmak adına, Ego her ne kadar önemli olsa da, tamamen bir baş belası olması da muhtemel.

Detaylar